Featured Post

Yeşil Kart Bir Çözüm müdür?

YEŞİL KART BİR ÇÖZÜM MÜDÜR? Üniversite’de iken daha çok okey, tavla oynamak için öğrencilerin gittiği bir kahvehane vardı. Orada bir ark...

Thursday, May 21, 2020

Amerika’da Evsiz Sayısı Yarım Milyonu Geçti

Amerika'da Evsiz Sayısı Yarım Milyonu geçti

Amerika Birleşik Devletleri'nde evsiz sayısı yarım milyonu geçti. Başta New York ve Los Angeles olmak üzere bir çok kentte sokakta yaşayanlar hızla çoğalıyor. Yerel yönetimler bazı önlemler alsa da bu soruna ulusal bir çözüm getirilmesi isteniyor. 

Amerika'da Evsiz Sayısı Yarım Milyonu geçti
28 Temmuz 2019 - 21:23 - Güncelleme: 29 Temmuz 2019 - 05:23 

Esra Öziskender'in haberi

Amerika’daki homeless yani evsiz sayısında büyük artış gözlemleniyor son zamanlarda. Evsizlik büyük bir kriz haline gelmeye başladı. Son rakamlara göre Amerika’da 553,742 homeless olduğu varsayılıyor ve bu rakam gittikçe artmakta.

Evsizler konusunda ilk başı çeken eyaletler California, Oregon ve Washington. California’nın Los Angeles şehrindeki homeless sayısı korkutucu boyutlara ulaştı. Şu anda LA’da 50,000’den fazla kişi sokaklarda yaşıyor. Amerika’da 1640 yılından sokakta kalan insanlar New York'ta kent sakinlerine rahatsızlık verince New York Valisi barınak yapmıştı. Her üç Amerikalıdan biri yoksulluk sınırında yaşadığını dile getiren uzmanlar "Yaklaşık olarak 100 milyon Amerikalı yoksulluk sınırında yaşıyor. Bazıları yemek bulamıyor. Evsiz olmanın Amerika’da bir problem haline gelmesi 1640 yıllarına kadar uzanıyor. Ülkede yaklaşık 5 milyon kişi sığınma evlerinde yaşarken, 10 milyon Amerikalı ise yaşlılık maaşı ile birlikte özel evlerde yaşıyor. 

Haberin linki:

https://www.abdpost.com/amerika-da-evsiz-sayisi-yarim-milyonu-gecti/22253/

ABD'nin en üretken bin insanından biri: Ayşe Birsel

ABD'nin en üretken bin insanından biri: Ayşe Birsel

Ayşe Birsel, Dünya'da kendi geliştirdiği yöntemle, mimari yöntemleri ile insan hayatındaki problemleri çözmeyi öğretiyor. Kullanıcı merkezli, yap boz tekniğine benzer bir teknikle hümanist tasarım yaklaşımını ve kendi geliştirdiği ‘deconstructıon: reconstructıon’ sürecini kullanarak eski sorunlara yeni çözümler getiriyor. Ayşe Birsel 2000 yılında insancıl tasarım yaklaşımı ve inovatif ürünleri ile ABD'de en yaratıcı bin insanın arasına girdi. 

ABD'nin en üretken bin insanından biri: Ayşe Birsel
16 Kasım 2018 - 21:01 - Güncelleme: 17 Kasım 2018 - 21:54 

Fenomen Esra Öziskender bildiriyor.

Geçen hafta Ayşe Birsel’in düzenlemiş olduğu seminerlerden birine katıldım kendisinin davetlisi olarak. Benim için çok ilginç bir deneyimdi ve ne yalan söyleyeyim hiç hayatıma bir mimar gözüyle bakmamıştım, aklıma dahi gelmezdi. 

Endüstriyel ürünler tasarımcısı Ayşe Birsel, kitabı ‘Sevdiğiniz Yaşamı Tasarlayın’da hayalini kurduğumuz gibi bir hayata sahip olmamız için öneriler sunuyor.

Hayatı tasarlamak, ona farklı bir gözle bakmak, onu tasarımcı gibi keyifle hayal edebilmek demektir.

Ayşe Birsel, ODTÜ Endüstri Ürünleri Tasarımı bölümünden birincilikle mezun oldu. Fulbright bursuyla New York Pratt Institute’da yüksek lisansını yaptı. 2000’de ABD’de en yaratıcı bin insandan biri oldu. Pek çok ödül kazandı.

‘ÖYLE OLMAZ’ DİYE KESTİRİP ATMAYIN

Tasarımcı gibi düşünmenin püf noktaları neler sorusuna şu cevabi veriyor:

İyimser olun. Tasarımcılar, problem ne kadar çetrefilli olursa olsun çözüm bulabileceklerine inanırlar ve bu, yaratıcılığı körükler. Kendinizi başkalarının yerine koyun ve olaylara onların bakış açılarından da bakın. Büyük resmi görün, hayatınızı tasarlarken bütünsel düşünün. Başkalarıyla işbirliği yapın. Kendinize ‘Peki acaba’ sorusunu sorun. Açık fikirli olun, hemen ‘O öyle olmaz’ diye kestirip atmayın.

1. İlk adım ‘boz’mak. Yaşamınızın yapısını çözümleyin. Aile, iş, dostlar, hobiler... Hayatınızı oluşturan parçaların neler olduğuna bakın.

2. İlham arayın. Kahramanlar bize değerlerimiz, inançlarımız ve sürmek istediğimiz yaşama dair fikirler verir.

3. Bakış açınızı değiştirin. Alıştığımız şeylere farklı bir gözle bakabilme becerisi yaratıcılığın temelidir.

4. Şimdi işin ‘yap’ kısmında sıra... Hayatınızı oluşturan parçalardan nelerin sizin için önemli olduğuna karar verin. Yaşamımızı tasarlamamızın amacı, sevdiğimiz şeyleri muhafaza etmek, istemediklerimizden kurtulmak, kullanamadığımız şeyleri dönüştürmektir.

5. Fikirlerinizi kelimelerle, mektuplarla, şiirlerle, manifestolarla ve kitaplarla; eskiz ve çizimlerle, görsellerle ve filmlerle; şarkılarla, müzikle ve dansla; modeller, prototipler, ürünler ve deneyimlerle ifade edin. İfade etmek hem kendinizle hem de başkalarıyla iletişim kurmanıza yardımcı olur.

Ayşe Birsel Kimdir

Ayşe Birsel, dünya çapında bir çok ödüle sahip bir ürün tasarımcısıdır. Yapıbozum/yeniden yapım düşüncesinin uygulayıcısı, “Sevdiğin Yaşamı Tasarla” uzmanıdır. Bu konulara yönelik, eğitim kurumlarında ve şirketlerde çalıştaylar yürütmektedir. Çok sayıda başarılı projeye imza attı. Halen merkezi New York’ta olan ve Dakar ve İstanbul’da ofisleri bulunan eşi Bibi Seck ile birlikte kurduğu ve yürüttüğü Birsel Plus Seck isimli şirketi üzerinden çalışmalarına devam etmekte ve sektördeki birçok endüstri liderleriyle ortaklık yapmaktadır. Yalınlık, empati ve sürdürülebilirlik temel prensiplerdir. Museum of Modern Art ve Cooper Hewitt National Design Museum’da sürekli olarak sergilenen tasarımları var.

Başlıca ödülleri:

"The Water Room," isimli yüksek lisans tezi Japonya’da “Concepts and the Design of the Future competition” yarışmasında ödül aldı, ve 1990’da İD magazine award ödülünü aldı.

1990-91 Knoll Orchestra Ofis Aksesuarları (Bruce Hannah ile). Roscoe Design Award ve Cooper Hewitt Design Collection.

1994, VİA (French Furniture İndustry Syndicate) Award for Furniture.

1993 Toto Zoe Washlet and Prominence. 1995 The Chicago Museum Good Design Award, 1996 İD Magazine Gold, 1996 İDEA Bronze Awards.

1996-2000 Herman Miller Resolve ofis sistemi. İDEA Gold, Best Of Neocon  and Neocon Best Of Category, İD Magazine Gold Awards. 2001’de MOMA’da sürekli olarak sergilenmeye başlandı.

Young Designer Award from the Brooklyn Museum of Art.

Cooper Hewitt Museum National Design Awards finalist.

2008, Rhode Island School of Design Athena Award for Excellence in Furniture Design,

2008, Neocon. İDEA Gold, Best of Neocon and Neocon Best of Category, Spark Silver Awards

2010, Chicago Athenaeum Good Design Award

Ayşe Birsel’in seminerlerine katılmak, bilgi edinmek ve kitabını satın almak için web sitesi veya asistanı aracılığı ile kendisine ulaşabilirsiniz: Meltem Parlak, meltem@birselplusseck.com 

Haberin linki:

https://www.abdpost.com/abd-nin-en-uretken-bin-insanindan-biri-ayse-birsel/18293/

Nevşah’ın İkinci New York Çıkartması

Nevşah'ın İkinci New York Çıkartması

Bir seri eğitimler vermek üzere ikinci kez New York’a gelen nefes koçu Nevşah New York’lu Türk ve yabancı öğrenciler ve nefes eğitimini merak edenler ile buluştu. Daha yoğun bir programla gelen Nevşah’ı eski ve yeni öğrencileri ilgiyle dinledi. Koçluk eğitim programını da içine alan bir dizi programlar serisinden sonra çok yorulduğunu ancak toplantıların çok verimli geçtiğini ve çok zevkle çalıştıklarını söyleyen Nevşah’a onunla birlikte gelen Nefes Koçları yardımcı oluyor. 

Nevşah'ın İkinci New York Çıkartması
18 Ekim 2018 - 22:41 - Güncelleme: 24 Ekim 2018 - 19:07 

Nevşah’ın nefes koçluğu eğitimini de içine aldığı ikinci New York çıkartmasında özellikle doğru nefes alma ile ilgilenen ve bu bilgileri diğerlerine aktarmak isteyen kişilere nefes koçu olmalarını öneriyor. 

“Doğal nefes, yeniden kazanılması gereken bir alışkanlık. İnsanlar nefeslerindeki problemi kendileri tespit edemedikleri ve kendileri düzeltemedikleri için mutlaka bir nefes koçu ile çalışmaları gerekir” diyen Nevşah “Aslına bakarsanız nefes koçu ile çalışmak da bir yere kadar yararlı. Bir kişi nefesini tamamen açmak ve kaybettiği doğal nefes alışkanlığını kazanmak istiyorsa bunu yapabildiği tek yer Mucize Kursu diyebilirim” diye ekliyor. 

Nevşah’ın gelecekteki Amerika programları için bilgi almak istiyorsanız Mel Stretegies’den Melike Ayan’la iletişime geçebilirsiniz: melike.nyc@gmail.com 


Esra Öziskender bildirdi.

Haberin linki:

https://www.abdpost.com/nevsah-yine-new-york-ta/17792/


Tuesday, December 4, 2018

ABD'nin en üretken bin insanından biri: Ayşe Birsel

Ayşe Birsel, Dünya'da kendi geliştirdiği yöntemle, mimari yöntemleri ile insan hayatındaki problemleri çözmeyi öğretiyor. Kullanıcı merkezli, yap boz tekniğine benzer bir teknikle hümanist tasarım yaklaşımını ve kendi geliştirdiği ‘deconstructıon: reconstructıon’ sürecini kullanarak eski sorunlara yeni çözümler getiriyor. Ayşe Birsel 2000 yılında insancıl tasarım yaklaşımı ve inovatif ürünleri ile ABD'de en yaratıcı bin insanın arasına girdi.

Fenomen Esra Öziskender bildiriyor.

Geçen hafta Ayşe Birsel’in düzenlemiş olduğu seminerlerden birine katıldım kendisinin davetlisi olarak. Benim için çok ilginç bir deneyimdi ve ne yalan söyleyeyim hiç hayatıma bir mimar gözüyle bakmamıştım, aklıma dahi gelmezdi.

Endüstriyel ürünler tasarımcısı Ayşe Birsel, kitabı ‘Sevdiğiniz Yaşamı Tasarlayın’da hayalini kurduğumuz gibi bir hayata sahip olmamız için öneriler sunuyor.

Hayatı tasarlamak, ona farklı bir gözle bakmak, onu tasarımcı gibi keyifle hayal edebilmek demektir.

Ayşe Birsel, ODTÜ Endüstri Ürünleri Tasarımı bölümünden birincilikle mezun oldu. Fulbright bursuyla New York Pratt Institute’da yüksek lisansını yaptı. 2000’de ABD’de en yaratıcı bin insandan biri oldu. Pek çok ödül kazandı.

‘ÖYLE OLMAZ’ DİYE KESTİRİP ATMAYIN

Tasarımcı gibi düşünmenin püf noktaları neler sorusuna şu cevabi veriyor:

İyimser olun. Tasarımcılar, problem ne kadar çetrefilli olursa olsun çözüm bulabileceklerine inanırlar ve bu, yaratıcılığı körükler. Kendinizi başkalarının yerine koyun ve olaylara onların bakış açılarından da bakın. Büyük resmi görün, hayatınızı tasarlarken bütünsel düşünün. Başkalarıyla işbirliği yapın. Kendinize ‘Peki acaba’ sorusunu sorun. Açık fikirli olun, hemen ‘O öyle olmaz’ diye kestirip atmayın.

1. İlk adım ‘boz’mak. Yaşamınızın yapısını çözümleyin. Aile, iş, dostlar, hobiler... Hayatınızı oluşturan parçaların neler olduğuna bakın.

2. İlham arayın. Kahramanlar bize değerlerimiz, inançlarımız ve sürmek istediğimiz yaşama dair fikirler verir.

3. Bakış açınızı değiştirin. Alıştığımız şeylere farklı bir gözle bakabilme becerisi yaratıcılığın temelidir.

4. Şimdi işin ‘yap’ kısmında sıra... Hayatınızı oluşturan parçalardan nelerin sizin için önemli olduğuna karar verin. Yaşamımızı tasarlamamızın amacı, sevdiğimiz şeyleri muhafaza etmek, istemediklerimizden kurtulmak, kullanamadığımız şeyleri dönüştürmektir.

5. Fikirlerinizi kelimelerle, mektuplarla, şiirlerle, manifestolarla ve kitaplarla; eskiz ve çizimlerle, görsellerle ve filmlerle; şarkılarla, müzikle ve dansla; modeller, prototipler, ürünler ve deneyimlerle ifade edin. İfade etmek hem kendinizle hem de başkalarıyla iletişim kurmanıza yardımcı olur.

Ayşe Birsel Kimdir

Ayşe Birsel, dünya çapında bir çok ödüle sahip bir ürün tasarımcısıdır. Yapıbozum/yeniden yapım düşüncesinin uygulayıcısı, “Sevdiğin Yaşamı Tasarla” uzmanıdır. Bu konulara yönelik, eğitim kurumlarında ve şirketlerde çalıştaylar yürütmektedir. Çok sayıda başarılı projeye imza attı. Halen merkezi New York’ta olan ve Dakar ve İstanbul’da ofisleri bulunan eşi Bibi Seck ile birlikte kurduğu ve yürüttüğü Birsel Plus Seck isimli şirketi üzerinden çalışmalarına devam etmekte ve sektördeki birçok endüstri liderleriyle ortaklık yapmaktadır. Yalınlık, empati ve sürdürülebilirlik temel prensiplerdir. Museum of Modern Art ve Cooper Hewitt National Design Museum’da sürekli olarak sergilenen tasarımları var.

Başlıca ödülleri:

"The Water Room," isimli yüksek lisans tezi Japonya’da “Concepts and the Design of the Future competition” yarışmasında ödül aldı, ve 1990’da İD magazine award ödülünü aldı.

1990-91 Knoll Orchestra Ofis Aksesuarları (Bruce Hannah ile). Roscoe Design Award ve Cooper Hewitt Design Collection.

1994, VİA (French Furniture İndustry Syndicate) Award for Furniture.

1993 Toto Zoe Washlet and Prominence. 1995 The Chicago Museum Good Design Award, 1996 İD Magazine Gold, 1996 İDEA Bronze Awards.

1996-2000 Herman Miller Resolve ofis sistemi. İDEA Gold, Best Of Neocon and Neocon Best Of Category, İD Magazine Gold Awards. 2001’de MOMA’da sürekli olarak sergilenmeye başlandı.

Young Designer Award from the Brooklyn Museum of Art.

Cooper Hewitt Museum National Design Awards finalist.

2008, Rhode Island School of Design Athena Award for Excellence in Furniture Design,

2008, Neocon. İDEA Gold, Best of Neocon and Neocon Best of Category, Spark Silver Awards

2010, Chicago Athenaeum Good Design Award

Ayşe Birsel’in seminerlerine katılmak, bilgi edinmek ve kitabını satın almak için web sitesi veya asistanı aracılığı ile kendisine ulaşabilirsiniz:

Amerika Çağdaş Atatürkçüler Yeni Yönetimini Seçti

Amerika Birleşik Devletleri'nin New York kentinde geçtiğimiz yıllarda kurulan Amerika Çağdaş Atatürkçüler Derneği yeni yönetimi seçildi. Başkanlığını Bahar Karakuş'un yaptığı yeni yönetimde kurulunda Amerika Birleşik Devletleri'nde uzun yıllar STK'larda görev almış isimler bulunuyor.

Hafta sonu yapılan genel kurul toplantısında görevi Aydın Işık'tan devralan yeni yönetimde, Başkan Yardımcısı Kimya Mühendisi Bahar Yücel, Eski Amerikan Kadınlar Birliği Başkanlığı görevinde bulundu. Başkan Yardımcısı Mühendis Feray Girgin ise Amerika Teknik Üniversite Mezunları Dernek Başkanı, Genel Sekreter Mina Gökdemir Öğretmen, Sayman Emin Bilge Emekli Bankacı, Hayat Tahmaz Öğretmen Kadın Kolları Başkanı olarak seçildi.

Dernek Disiplin Kuruluna ise Nurten Ekin ve Emekli Hemşire Fatma Şimşek getirilirken, İnsan Kaynakları Uzmanı Esra Öziskender, Medya Sorumlusu, Seren İçaçan ise Proje sorumlusu olarak Dernekte görev yapacak.

Thursday, November 15, 2018

Gay İş Arkadaşımla Bir Röportaj



Adı T. Kimliğini gizli tutmak açısından T diyeceğiz. İnanılmaz canayakın, iş bitiren, hiperaktif, pozitif ve çalışkan bir iş arkadaşım. Gay olduğunu gizlemiyor. Gerçi Amerika’da çoğunluğu gizlemiyor, hatta gurur duyarak belli ediyorlar. Ancak bazılarının gay olup olmadıklarını anlamak çok zor çünkü dışarıdan bakınca normal gözüküyorlar. Demekki çeşit çeşit.
T ile iş çıkışı bir café’de oturup biraz sohbet ettik, ordan burdan konuştuk. İçinde ilginizi çekeceğini umduğum bilgiler ve geri bildirimler olan bu sohbetten bazı kesintileri sizlerle de paylaşmak istiyorum:

• T, ilk defa ne zaman gay olduğunun farkına vardin? En erken kaç yaşına kadar uzanıyor gay olma hikayenin hatıraları?
Çocukluğumdan beri çok hassas ve duygusaldım. Anneme yardım etmeyi, evde daha çok vakit geçirmeyi severdim. Yalnız kalmayı severdim. Ancak erkeklere karşı ilgi duyduğumun farkında değildim henüz. Daha doğrusu neyin ne olduğunun farkında değildim. Herşey bana çok normal geliyordu. Ergenlik çağına girmemle beraber okulda, sınıftaki birkaç arkadaşımdan hoşlanmaya başladığımı fark ettim. Bunların arasında hem kızlar, hem de erkekler vardı. Sonra sanki erkeklerden daha çok etkileniyormuşum gibi geliyordu ama hala daha hiçbirşeyin farkında değildim.

• Peki nasıl oldu tam olarak farkına varman?
Sevdiğim ve çok iyi anlaştığım bir erkek sınıf arkadaşım vardı. Beraber güzel vakit geçirirdik. O zaman 13 yasındaydım. Birgün eve geldim, odama girdim. Tam ceketimi çıkarıyordum ki ceketimin cebinde bir mektup buldum. Yatağıma oturdum ve merakla mektubu okumaya başladım. Erkek arkadaşımdan bana yazılmış bir aşk mektubu idi. Bana karşı bütün duygularını, düşüncelerini, hislerini, hayallerini kağıda dökmüş ve bana uzun ve güzel bir mektup yazmıştı. Şok olmuştum. Ne diyeceğimi, ne düşüneceğimi şaşırmıştım. Öylece kalakaldığımı ve uzun süre duvara baktığımı hatırlıyorum. İşte ilk defa o an kafamdan “acaba ben gay’miyim?” düşüncesi geçti.

• Ailen nasıl fark etti? Nasıl bir aile yapın vardı o zamanlar? Onların tepkileri nasıl oldu? Biraz bunlardan bahseder misin?
Günlük tutardım birçok ergen genç gibi. O mektup olayını da günlüğüme yazmıştım. Hem çok mutlu olduğumu, hem şaşırdığımı, hem de panik halinde olduğumu ve ne yapacağımı bilemediğimi yazmıştım.
Annem çalışan bir kadındı. Üst düzey yönetici sekreteri idi. Benim, annemle ilgili hatıralarım hep onun çok fazla çalışması ve kariyer yapması üzerinedir. Bazı akşamlar işten eve geç gelirdi. İşinde başarılı bir iş kadını idi. Bu arada annem zenci, babam ispanyol yani Güney Amerikalı, ben bir melezim. Evde anneannem de bizimle kalıyordu. Ve de babam tabiki. Sonradan boşandılar ve babam başka bir kadınla evlenip çoluk çocuğa karıştı. Ben annemin tek çocuğuyum. Annem bir daha evlenmedi, kendisini tamamen kariyer hayatına verdi. Anneannemle çok yakındık. Bana her zaman anlayışlı ve sevecen davranmıştır. Annem çok çalıştığı için evin işlerini ve yemeği çoğunlukla anneannem yapardı.
Birgün okul çıkışı eve geldim ve annemi odamda yatağımın üzerinde otururken buldum. Önce birşey anlamadım. Sonra baktım elinde benim günlüğüm ve annem ağlıyordu. O anda yüreğime bir hançer saplandı çok üzüldüm. Günlüğümü okumuştu.

• Sonra ne oldu?
Birbirimize baktık. Annem “doğru mu bu yazdıkların?” diye sordu. Ben de başımı salladım. Peki ne olacak şimdi dedi. Ben de “bilmiyorum” dedim. Annem çok üzgündü. Onun o üzgün hali kalbimi parçaladı. Ne diyeceğimi bilemiyordum ama “hayır anne, hepsi yalan, ben gay değilim” de diyemiyordum.

• Evdeki diğer aile fertlerinin tepkileri nasıl oldu?
En büyük tepkiyi babam verdi. Anneannem tarafsız kalmaya çalıştı. Üzgündü ama beni olduğum gibi kabul etmeye de hazırdı. Babam tam bir maço İspanyol erkeğidir. Öğrenir öğrenmez küplere bindi. “Benim oğlum asla gay olamaz, böyle birşeyi asla kabul edemem, derhal bunu sonlandıracaksın” diye bağırıp çağırmaya ve arada bir beni dövmeye başladı. Evlatlıktan red edeceğini söyledi. Evde çok büyük kavgalar oldu bu yüzden.

• Baban evi terk mi etti?
Evet. Ancak hemen değil. Zaten annemle araları çok iyi değildi. Ben 18 yaşıma gelince babam evi terk etti ve başka bir şehre yerleşip, başka bir kadınla yaşamaya başladı. Sonra o kadınla evlendi ve başka çocukları oldu. Ancak biz babamla uzun yıllar hiç konuşmadık. Yeni yeni artık kabullendi. Şu anda 32 yaşımdayım. Aradan 15 yıla yakın bir zaman geçtikten sonra artık kabullendi. Ancak hiçbir zaman babamla gerçek bir baba-oğul ilişkimin olamayacağını da biliyorum. Artık bunu böylece kabullendim ben de.

• Annenle ve anneannenle ilişkilerin nasıl?

Gayet iyi. Zaten o ilk şoku atlattıktan sonra annem hep destek oldu. Anneannem de her zaman arkamdaydı. Anneannem hayatta ve hala annemle beraber oturuyor. Ben artık ayrı yaşıyorum ama çok sık görüşüyoruz. Bayram ve özel günleri beraber geçiriyoruz. İyiki varlar. Annem artık emekli oldu tabi ama boş durmayı hiç sevmez. Gene kendini oyalacak işler buluyor.

• Evlenmeyi düşünüyor musun? Madem artık evlilik yasal Amerika’da birçok eyalette.
Bir erkek arkadaşım vardı ve çok iyi anlaşıyorduk. Kendisi aslen İsviçreli. Onunla evlenmeyi ciddi olarak düşünmüştüm. Hem evlenirsem ona yeşil karta da başvurabiliyorum ve onu Amerika’ya getirebiliyorum.

• Sen hiç gittin mi Avrupa’ya?
Evet, onu ziyarete gitmiştim üç yıl önce. Çok güzel bir tatil yaptık. Avrupa’nın birçok yerini gezdik. Dağ başında havuzlu çok güzel bir villası var (bana resim çıkarıp gösterdi, gerçekten şahane bir villa.) Ancak Amerika’ya taşınmaktan vazgeçti biz de ayrıldık. Gelip geçici ilişkilerim oluyor ama sürekli bir sevgili bulamadım henüz. Hala arayış içindeyim, bildiğin biri varsa bana tavsiye debilirsin (burda kahkahayı basıyoruz ikimiz de.) Aslında bildiğim biri var, bir Türk gay arkadaş var istersen tanıştırırım diyorum, neden olmasın, Türkler yakışıklı olur deyip göz kırpıyor. Hatta ona sosyal medyada Amerika’da yaşayan Türk gay’lerin kurduğu gruplardan bahsediyorum.

• Peki gay olmakla ilgili ne söylemek istersin? Amerika’da bile yaşasak biliyorsun ki insanların hala çok fazla önyargıları var. Senin babanın da kabullenmesi nerdeyse 15 yılını almış. Bu konuda ne söylemek istersin?
Eğer elimde imkanım olsaydı asla gay olmazdım. Eğer seçme şansım olsaydı asla gay olmayı seçmezdim. Ama bu benim elimde olan birşey değil. Ben gay’im.

• T’ciğim çok teşekkür ederim, benimle bu kadar samimi ve içten bir röportaj yaptığın ve sorularımı cevaplamayı kabul ettiğin için. (Son soruma verdiği cevaptan bayağı etkilenmiş bir şekilde café’den ayrılıyorum.)


Tuesday, August 7, 2018

New York’ta Onur Mutlu’yla Müzik Zaman’ı





hayaleTTren grubundan tanıdığımız besteleriyle ve gitarıyla Türk rock müzik dünyasında fark yaratan Onur Mutlu yayınladığı ilk solo albümünün çalışmalarına yurt dışında Amerika'da devam ediyor. Esi ve kizi ile beraber Amerika’ya goc eden Onur, New Jersey’de yasiyor ve Amerika-Turkiye arasi projelerini yurutuyor. Şimdi kendisiyle New York’ta bir araya geldik ve biraz sohbet etme şansı yakaladık.
EÖ: Merhaba Onur, biraz hikayenden bahseder misin? Nasıl başladın neler yaptın şu ana kadar?
OM: Merhaba. Gitarımı ilk elime alışım hatırladığım kadarıyla 6-7 yaşlarıma denk geliyor ama ilk grubumla konser çalışmalarıma başlamam 1993 yılıdır. Tabi o zamanlar çok sert müzikler yapıyorduk. Trash metal gibi  Yaş ilerledikçe yaptığınız işler de olgunlaşıyor sanırım.
2006 senesinde kurucusu olduğum hayaleTTren grubuyla Akkiraz Müzik firmasından bir albüm yayınlayarak profesyonel oldum. Performanslarımız, bestelerimiz kısa sürede büyük bir beğeni topladı. Televizyon ve sosyal medyada yayınlanan iki klip çalışması, bir çok televizyon, radyo programı ve konser çalışmaları ardı ardına geldi. Bunların yanı sıra aynı yıllarda çeşitli ajanslar aracılığıyla markalar için tanıtım müzikleri ve jingle çalışmaları da gerçekleştirdim.

EÖ: Kulağa oldukça güzel geliyor. Peki grup çalışmalarından sonra neler yaptın? Solo kariyerine nasıl karar verdin?
OM: Grup kurmak, devam ettirmek oldukça zor gerçekten. Tek başına olmak kararları tek almak kendini yansıtmak için de bir şans veriyor. Ben de ikinci profesyonel müzik çalışmamı tek başıma gerçekleştirdim. Bu benim ilk solo çalışmam oldu. Albümümün ismi “Zaman” yine Akkiraz müzik etiketiyle ve Sony dağıtımında müzik marketlere ve dijital dünyaya sunuldu.
EÖ: Albumden biraz bahseder misin?

Bu albüm içinde söz ve müzikleri bana ait olan birbirinden farklı tarzda 3 rock parçası var. Ne mutlu ki bana Türkiye’nin en iyi stüdyolarında ve harika müzisyenlerle çalıştım. Alen Konakoğlu, Ozan Erkan gibi isimler albümümde benimle oldular. Yayınlandıktan sonra İlk iTunes'un Dünya en popüler parçalar listesinde yaklaşık 8 hafta üst sıralarda kalarak büyük bir başarı kazandı. Aynı zamanda Sahazam gibi dev bir müzik portalinin official artist’i de oldum. Bu gibi şeyler hem gurur hem de şevk verici oluyor benim için.
EÖ: Peki klip?
OM: Zaman isimli parçama klibi de kendim çektim. Yönetmenliğini ve kurgusunu kendim gerçekleştirdim. Zorlu ama bir o kadar da keyifli bir çalışmaydı. Takip ettiğim kadarıyla rengi, tarzı ve akışı oldukça farklı ve beğenilen bir klip oldu. https://youtu.be/poWQ8jngSec
EÖ: Amerika seçimi nasıl gerçekleşti?
OM: Çocukluğumuzdan beri dinlediğimiz, şarkılarını çaldığımız müzisyenlerin büyük çoğunluğu bu topraklarda doğmuş büyümüş ve müzik yapmış. Ben de müzik hayatıma Türkiye’de bulamadığım yeni müzikal değerler katmak ve sonrasında da çok farklı işler ortaya koymak istiyorum. Bu farklılığı ancak blues’un rock’ın kaynaklarına inerek ulaşabileceğimi düşündüm. Amerika bu kaynağın kendisi. Burada bol bol müzikle iç içe vakit geçirerek bahsettiğim gelişimi devam ettiriyorum.
EÖ: Amerika’ya gelmeniz gerçekten çok iyi işler çıkaracağınızın habercisi gibi. Neler bekliyor bizi? Neler yapıyorsunuz?
OM: Öncelikle yeni bir klip için çalışmalarımı sürdürüyorum. Bir yandan da sonraki albüm için beste çalışmalarıma devam ediyorum. Bol bol müzik dinliyorum. Amerika’nın rock müzik dünyasını takip ediyorum. Konserlere katılıyorum. Amerikalı müzisyenlerle tanışıyorum.
EÖ: Eminiz ki çok farklı yaraticiliklar gelecek sizden. Türkiye’de yapılan rock müzik Amerikan rock müziğinden farklı mı? Bu konuda neler düşünüyorsunuz?
OM: Aslında Türk ve Amerikan Rock dünyası arasında bir köprü kurmayı hedefliyorum. Burada yapılan müzik gerçekten çok farklı. Ses (sound), enstrüman kullanımı, sözler ve duruş bizdekinden çok farklı. Kültürel farklılıklardan ileri geliyor tabi ama temelinde rock müzik ortak paydamız. Ben de bestelerimde yeni dönem rock anlayışına Türk dokunuşları katmayı ve bu sayede bir fark yaratmayı arzu ediyorum. Bu sayede burada da listelere girebilecek, insanların keyifle dinleyeceği şarkılar meydana gelsin.
EÖ: Heyecanla yeni şarkılarınızı bekliyoruz. Bize zaman ayırdığınız için çok teşekkür ederiz.