Featured Post

Yeşil Kart Bir Çözüm müdür?

YEŞİL KART BİR ÇÖZÜM MÜDÜR? Üniversite’de iken daha çok okey, tavla oynamak için öğrencilerin gittiği bir kahvehane vardı. Orada bir ark...

Thursday, June 11, 2020

Müjdat Güler: ABD’de Zengin Zenginleşiyor Fakir Fakirleşiyor

Müjdat Güler: ABD'de Zengin Zenginleşiyor, Fakir Fakirleşiyor

Müjdat Güler, İstanbul’lu. İstanbul İktisadi Ticari İlimler Akademisi’nde öğrenimini tamamlamış Esnaflıktan başlayıp sanayiciliğe ordan yönetim kurulu başkanlığına kadar iş hayatında birçok işte çalışmıştır. 1981 yılından beri Amerika’da ticaret, dış ticaret, üretim ve proje geliştirme alanlarında rol almaktadır. Evli ve iki kız çocuğu babasıdır. Galatasaraylı. Söyleşimizin ilk bölümü: https://www.abdpost.com/mujdat-guler-kopruleri-yikmadan-amerikali-olunmaz/33803/ 

Müjdat Güler: ABD'de Zengin Zenginleşiyor, Fakir Fakirleşiyor
01 Haziran 2020 - 15:01 - Güncelleme: 03 Haziran 2020 - 13:42 

Esra Öziskender'in haberi.

Esra Öziskender: Biz neden lobicilikte bu kadar geriyiz? Neden Amerika’da başarılı lobicilik yapamıyoruz?

Müjdat Güler: Amerikada lobiyi siyasetciler yonlendiriyor, lobicilik Türkiye'yi tanıtmaktır, Lobicilik hukuk devletini tanıtmaktır, lobicilik laikliği tanıtmaktır,  lobicilik Amerikalı kadının 136 yılda aldığı hakkı Türk kadınına 1934 senesinde verildiğini anlatmaktır..

Lobicilik cağdaş, modern Türkiye'yi anlatmaktır. Lobicilik cumhuriyeti anlatmaktır. Biz bunu yapmıyoruz. Turizm tanıtımızı lobicilik zannediyoruz. Sonuçta Türkiye unutuldu. Atatürk'ün aydın gençleri daha çok lobicilik faaliyetine zaman ayırmakı. 

Model ortaklikta Obama 2009 da ilk seyahatini turkiyeye yaptı. Bunun çok büyük önemi var bizler açısından. Türkiye ile Amerika model ortak olabilir, dünyaya huzur gelir, din savaşları ortadan kalkar, Türkiye G7'ler içinde yer alir. Bu çok onemli, gerçek ortaklık budur.

AB tam uyeliğine geçmek için demokratik reformları yerine getirirsek Türkiye dünyanın tepesindeki 7 ülke seviyesine gelir. 


YORUMLAR

  • 1 Yorum
  • Muzaffer Kaygısız
    6 gün önce
    Esra hanım ve Müjdat bey süper bir röpörtaj olmuş tebrikler. Müjdat beyin yazar olduğunuda öğrenmiş olduk.
Haberin linki:

Ayşe Acar: Bu Yaz Türkiye’ye Uçmak Güvenli mi?

Ayşe Acar: Bu Yaz Türkiye'ye Uçmak Güvenli mi?

Bu yazımda Ayşe Acar’ın T24’te yayınlanan güzel bir yazısını paylaşıyorum. Gurbetçilerin “Acaba bu sene Türkiye’ye gitsem mi, gitmesem mi” sorularına belki bir cevap olur ümidi ile. Esra Öziskender 

Ayşe Acar: Bu Yaz Türkiye'ye Uçmak Güvenli mi?
28 Mayıs 2020 - 02:41 - Güncelleme: 28 Mayıs 2020 - 04:42 

Esra Öziskender'in haberi. 

Ayşe Acar: Bu yaz Türkiye’ye uçmak güvenli mi?

Yurt dışında yaşayan Türk vatandaşlarının bir kısmı bu yaz tatil planlarını ertelerken, bir kısmı da memlekete gitmek için gün sayıyor. Peki Covid-19 döneminde seyahat etmek ne kadar güvenli?

Yurt dışında yaşayan ve yaz aylarını memlekette geçiren 6.5 milyon* Türk vatandaşı için, bu yaz her zamankinden farklı geçecek gibi gözüküyor.

Yaşadığım Kanada’da, hükümet zorunlu durumlar haricinde uluslararası yolculuğu önermiyor. British Columbia Eyaleti Sağlık Yetkilisi Dr. Bonnie Henrygeçtiğimiz haftalarda yaptığı açıklamada, seyahat planları yapmamamızı söyledi. "Dünyaya baktığımızda da önümüzdeki aylarda uluslararası seyahate rağbet olacağını sanmıyorum. Bu yaz evinizde kalın, yaşadığınız şehrin tadını çıkartın" dedi. 

Dr. Bonnie Henry’ye hak veriyorum. Nüfusun yüzde 30’unun göçmen olduğu bir eyalette, herkes yazın ülkesine gitse ve dönüşte bir kısmı virüsü geri taşısa, bu aylardır verdikleri mücadeleyi çöpe atmak olur.

Öte yandan, hepimiz yılda bir ay gördüğümüz ailelerimizi özlüyoruz. 2.5 ay evlerimizde oturduk. Artık bu dönem bitsin, çiçek ve deniz kokulu yaz akşamlarında, aile sofralarında sevdiklerimizle hasret giderelim istiyoruz. Ancak yolculuğun hem kendimiz, hem çevremiz açısından taşıdığı risklerden korkuyoruz.

Sosyal medya üzerinden yaptığım küçük bir araştırma Kuzey Amerika’da yaşayan Türklerin büyük bir kısmının bu yaz memlekete gitmeyi planlamadığınıgösteriyor. 

Endişelendikleri konular arasında, uçuş mesafesinin uzun olması, bu süre boyunca maske takmanın zorluğu, uçaklardaki havalandırma sistemi, havaalanı ve uçak tuvaletlerindeki hijyen, Türkiye’ye dönüşte 14 gün karantina zorunluluğu (bu ileriki günlerde değişebilir), ikinci dalgaya Türkiye’de yakalanma ve yaşadıkları ülkeye geri dönememe korkusu var.

Gitmeyi düşünenlerin bir kısmı Avrupa’da, yani Türkiye’ye çok daha kısa uçuş mesafesinde yaşıyor ya da virüse karşı bağışıklık kazanmamız gerektiğini, bu nedenle de planlarımızı ertelemenin doğru olmadığını düşünüyor.

Türk Hava Yolları ve Air Canada’nın sitelerini incelediğimde, uçakları bir çamaşır suyuna batırmadıklarını görüyorum. Her iki hava yolu da tüm uçaklarda hastanelerde bulunan HEPA filtre sistemikullandıklarını, kabin içindeki havanın her 3 dakikada bir yenilendiğini, saatte 15 ila 30 kez tamamen tazelenerek, toz, bakteri ve virüslerden arındırıldığını belirtiyor. Muhtemelen tüm büyük hava yolları hijyene çok önem verecektir, zira gelecekleri bu dönemi kazasız belasız atlatmalarına bağlı.

Chilliwack Hastanesi Covid-19 yatan hasta servisi sorumlusu Dr. Ercüment Bedir’i arayıp onun düşüncelerini soruyorum. Dr. Bedir, Covid-19 döneminde uluslararası uçuş konusunun çok tartışmalı olduğunu ve aslında kimsede net bir cevap bulunmadığını söylese de notlarını aktarıyorum.

En büyük risk ne havalandırma ne hijyen, asemptomatik virüs taşıyıcılarıdır

* Uçaklardaki havalandırmadan kaynaklı virüs ve mikrop riski, halk arasında bilinenin aksine oldukça düşüktür. 

* Bu temasla geçen bir virüs. Tuvaletten ziyade, tuvaletin kapı kolundan geçebilir mesela. Ya da yine pozitif olan biri tuvalette maskesini çıkarıp aksırıp, hapşırsa arkasından giren kişi risk altına girer. Temizliğe hem personelin, hem yolcuların çok dikkat edeceğini düşündüğüm için düşük ihtimal ama "olmaz" diyemeyiz.

* En büyük endişe kaynağı bana kalırsa hijyen ya da havalandırma değil, semptom göstermeyen virüs taşıyıcılarıdır. Havaalanında ateş ölçülse bile bu kişiler kendilerini belli etmeyeceklerdir. Temas ettikleri eşyalara dokunan ya da onlarla sosyal mesafesini koruyamayan herkes risk altındadır. 

* Orta koltukların boş bırakılması riski azaltabilir. (Uçuş yapmadan önce hava yolu şirketinin bu konudaki politikasını sorunuz.)

* Yol boyunca maske takmak çok önemli. Maske takan iki kişinin birbirine hastalık bulaştırma riski çok düşükken, taşıyıcının maskesiz diğerinin maskeli olduğu durumda yüksek, iki kişinin de maskesiz olduğu durumda çok daha yüksektir. Ancak, örnek vermek gerekirse Vancouver-İstanbul uçuşu aktarmalı olarak en az 17 saat. Bu kadar uzun süre kim maske takabilir bilmiyorum. Maske ile nefes alamayanlar var, panik atak geçirenler var... (Hava yolu şirketinize maske politikasını sorunuz.)

* Bu arada havaalanlarındaki havalandırma ile uçaklardaki havalandırma aynı değil. Bana kalırsa havaalanları insan ve eşya teması bakımından, uçakların içinden daha riskli. Sosyal mesafeyi korumak zor.

* Bir de bagajlar var. Nereye gidiyor, nereden geliyorlar? Çalışan kişi eldiven taksa da, her valizi ellediğinde eldiven değiştiriyor mu? Sonra o valizler üst üste yığılıyor. Asemptomatik birinin valizi, bir anda risk faktörü haline gelebilir.

* İşin maddi kısmı da var. Seyahat sigortalarında Covid-19 kapsam dışı bırakılacak. Bu da tedaviniz için bir risk. Sürekli ateşinizin ölçüleceği aktarmalar sırasında, kazayla ateşiniz çıksa, o şehirde tutulma ihtimaliniz var. Otel paranız filan da çöpe gider. Her şekilde Türkiye’ye gitmeyi düşünenler "Covid-19 dahil" sigortaya baksınlar. Daha pahalı da olsa onu tercih etsinler. Covid-19 çıkarsanız, bir de hiç bilmediğiniz bir ülkenin yoğun bakımında kalma riskiniz var. Bu da anormal bir masraf. 

* Seyahat edecek olanlar, aktarmasız uçak tercih ederek havaalanında bulunma süresini kısaltsınlar. Kanada’dan gidecek olanlar Kanada, Amerika üzerinden gidecek olanlar Amerika üzerinden aktarma tercih etsinler ki, herhangi bir hastalık halinde en azından başka bir ülkede tutulmasınlar.

* İlla gitmek isteyenler ziyaretlerini temmuz- eylül arası bir tarihte yapsınlar. Eylül sonrasına bırakmamalı çünkü ikinci dalga riski var.

* Kimin neyle karşılaşacağının hiçbir garantisi yok. Her an havaalanları ve gittiğiniz ülke ile giriş çıkışlar kapatılabilir.

* Ben bu şartlar altında zorunlu olmadıkça yolculuk yapılmasını gereksiz buluyorum. Bir sene evimizde oturmak dünyanın sonu değil. Aksine kendimizi ve çevremizi korumuş oluruz.

(Kaynak: T24)


Haberin linki: 

Prof. Dr. İsmail Nurhan Artel: Daha Çok İşimiz Var

Prof. Dr. İsmail Nurhan Artel: Daha Çok İşimiz Var

Prof. Dr. İsmail Nurhan Artel: Daha Çok İşimiz Var
22 Mayıs 2020 - 11:40

Esra Öziskender'in haberi. 


Op. Dr. İsmail Nurhan Artel 

« Dostlarım, 
şöyle bir baktım son verilere. Dünyada artık bu hastalığın uzun süren bir olay olduğu kabul ediliyor. Yani hastalık geçti zannedildikten sonra ortalama 8 haftadan az olmayan ve de Covid-19 un kuyruk arazları ile gündeme oturan bir süreç
Bu bir nekahat dönemi değil ... hani mevsimsel grip ertesi hissedilen
Bal gibi hastalığın devamı
Başka bir deyişle bizdeki uygulama hatalı görünüyor. Yani biz de kaide:
"Yaşıyorsan iyileştin demektir" esasında yürüyor... ama son makaleler öyle demiyor. Aylardır söylediğim ve söylemekte olduğum gerçek bu virüsün sistemik bir hastalıgin amili olduğu... hatta merkezi sinir sistemi bulgularının giderek arttığı yönünde. Ben ilk kez bunlara degindigimde vertigo, denge kaybı, koku ve tat alma kaybı ve periferik facial paralizi üzerinde durmuştum
Oysa ki Delirium ve encephalitis tarzında tablolar da bildirilmeye başlanmış halde. Miyokardit ve fulminan endokardit de rapor ediliyor artık... bence kaybedilen olgularda aile rızası alınmadan otopsi yapılması şart olmalı
Hıfzısıhha kanun ve yönetmeliklerine gerekli amir hükümler getirilmeli... hem bizim toplumumuzun hem de tüm dünya halklarının yararına. Yinelemekte yarar görüyorum büyük harflerle:
1. Covid-19 bir izole akciğer hastalığı değildir
2. Bütün vücut ve organlarını tutan sistemik bir mikrovaskuler tromboz ve emboli hastalığıdır.
3. Akc. dışında, kalp, barsak, merkezi sınır sistemi, pankreas, böbrek, deri, alt ekstremite de özellikle ayak baş parmağı, karaciğer ve benzeri bölgelerde sekel bırakabilecek hastalıklar oluşturur... şok ve ölüm her an görülebilir
4. Hastalık zannedilen ve kabul edilenden çok daha uzun dönemlidir . Bu uzayan döneme hastalığın kuyruk donemi deniyor.
5. Kuyruk donemi asgari 2 aydır. Ve 7-8 aya kadar uzayabilir.
6. .PCR testi güvenirliği çok düşük bir testtir. Buna dayanarak hastalık var veya yok demek yanıltıcıdır. Bu gerçeğin çeşitli yansımaları- hatta Tanzania daki mizahlara sığmayan örnekte olduğu gibi- gösterilmiştir.
7. IYILESMENIN IFADESI OLMEMIS OLMAK DEGILDIR . Iyilesti diye eve gönderilen hastalar taşıyıcıdirlar.
Post Covid-19 takip ve değerlendirme hastahaneleri:
A. Hastanın kuyruk hastalıklar açısından takibi için,
B. Ailesini bulaştırmamasi için
C. Gereğinde serum temini için gereklidir.
8. Gevsemekle pandemi yönetilmez. Epidemiolojik açıdan uyanık olmak ana koşuldur.
Bir başka alıntıda değindiğimiz ispanyol gribi olayındaki sıkıntı, öyle anlaşılıyor ki bizi de Covid-19 bağlamında beklemektedir.
9. Hastalığın belirti vermesinde 5 gün öncesinden önceki dönemde ve asemptomatik - belirtisiz olgularda - aktif bulaştırma süregelmektedir
10 kimse bu hastalıktan muaf değildir.
11. Aşısına bel bağlamayın. Etkin bir aşının bulunması hem düşük ihtimaldir, hem de 2021 ilkbaharına taşacaktır. Dediğim gibi etkinliği de şüphelidir.
13 . Bu virusa etkili ve spesifik bir yan etkisi düşük molekülün ( ilac) sentezi çıkar yoldur. Ne zaman olur bilinmez tabii.
14. En etkin yol hastalığa yakalanmamaktir. Bunun için de
A. AVM'lere
B. Kaçamak ihlallere
C. Tatil diye tutturmalara
D. Futbol maçları olayına
E. Üniversite sınavına katılma inadına
F. Toplu ibadet yaklaşımına kapılmayın
Bu yıl en azından tüm bunları unutun. HEM KENDINIZE HEM YAKINLARINIZA YAZIK ETMEYİN.
UNUTMAYIN KI , " Halk içinde muteber bir nesne yok Devlet gibi/ olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi".


YORUMLAR

  • 3 Yorum
  • Kenan
    1 hafta önce
    Yanlış Bilgi
  • İSHAK SABAH
    1 hafta önce
    Sayın Hocam, Yaşım 65. Covid19 u 21 Mart tan itibaren dolu dolu yaşadım. 30 Mart ta orotrakeal entübasyon ile yapay solunum cihazında 13 Nisan a kadar kaldım, Bilahare yoğun bakımda kalıp, nihayet 20 Nisanda taburcu edildim. Tedavi esnasında özellikle entübasyonda böbrek, karaciğer, mesane ağır yük aldı. Çıkıştan sonra 1 ay boyunca 4mg Antikoagü*** Klexane aldım. Şu an söylediklerinizi bir bir yaşıyorum. Tat kaybı (Daha çok yemekte garip tatlar) epiglot tahrişinden dolayı gıcık, prostat ve mesanede sorunları çıktı. Tedavim hastalığım üresince ACIBADEM MASLAK hastahanesinde yapıldı. Mükemmel bir şekilde tedavi edildim. Epikriz çok özenli hazır***mış ve şu anda bunun faydasını görüyorum, doktorlar daha iyi tanımlamalar yapabiliyorlar. Kısacası, sosyal medyada dolaşan komplo teorileri vs ile zaman kaybetmeye gerek yok, görüş ve bilgilendirmeniz için çok teşekkür ederiz. Saygılarımla, Ishak SABAH
  • Ali Aksoy
    2 hafta önce
    Kardeşim..Bu göruslerin hicbirisine katilmiyorum..Bu yazi***ları küresel korkutmanın bir propagandasi olarak göruyorum.. Flu ,nezle grip herzaman var..Kıs aylarinda artiyor..Ama kesinlikle Salgın yok..Ölümler ulkelere bakildiginda normal, geçen senelere kiyas***diğinda artis yok..Genelde olenler yaşlilar koah hastası ve diabet,böbrek yetmezliği, operasyon sonrasi endikasyonlar, çoklu hastaliğı o***lar vs... Dünya Sağlık Örgütü (WHO) dunyadaki en buyuk cete ve mafialardan biridir..Onlarin verilerine göre makale yazan ve veri yayinlayanlar dünyadaki ilac ve saglik mafiasina isteyerek yada istemeyerek hizmet etmektedirler..
Haberin linki: