Featured Post

Yeşil Kart Bir Çözüm müdür?

YEŞİL KART BİR ÇÖZÜM MÜDÜR? Üniversite’de iken daha çok okey, tavla oynamak için öğrencilerin gittiği bir kahvehane vardı. Orada bir ark...

Tuesday, August 7, 2018

New York’ta Onur Mutlu’yla Müzik Zaman’ı





hayaleTTren grubundan tanıdığımız besteleriyle ve gitarıyla Türk rock müzik dünyasında fark yaratan Onur Mutlu yayınladığı ilk solo albümünün çalışmalarına yurt dışında Amerika'da devam ediyor. Esi ve kizi ile beraber Amerika’ya goc eden Onur, New Jersey’de yasiyor ve Amerika-Turkiye arasi projelerini yurutuyor. Şimdi kendisiyle New York’ta bir araya geldik ve biraz sohbet etme şansı yakaladık.
EÖ: Merhaba Onur, biraz hikayenden bahseder misin? Nasıl başladın neler yaptın şu ana kadar?
OM: Merhaba. Gitarımı ilk elime alışım hatırladığım kadarıyla 6-7 yaşlarıma denk geliyor ama ilk grubumla konser çalışmalarıma başlamam 1993 yılıdır. Tabi o zamanlar çok sert müzikler yapıyorduk. Trash metal gibi  Yaş ilerledikçe yaptığınız işler de olgunlaşıyor sanırım.
2006 senesinde kurucusu olduğum hayaleTTren grubuyla Akkiraz Müzik firmasından bir albüm yayınlayarak profesyonel oldum. Performanslarımız, bestelerimiz kısa sürede büyük bir beğeni topladı. Televizyon ve sosyal medyada yayınlanan iki klip çalışması, bir çok televizyon, radyo programı ve konser çalışmaları ardı ardına geldi. Bunların yanı sıra aynı yıllarda çeşitli ajanslar aracılığıyla markalar için tanıtım müzikleri ve jingle çalışmaları da gerçekleştirdim.

EÖ: Kulağa oldukça güzel geliyor. Peki grup çalışmalarından sonra neler yaptın? Solo kariyerine nasıl karar verdin?
OM: Grup kurmak, devam ettirmek oldukça zor gerçekten. Tek başına olmak kararları tek almak kendini yansıtmak için de bir şans veriyor. Ben de ikinci profesyonel müzik çalışmamı tek başıma gerçekleştirdim. Bu benim ilk solo çalışmam oldu. Albümümün ismi “Zaman” yine Akkiraz müzik etiketiyle ve Sony dağıtımında müzik marketlere ve dijital dünyaya sunuldu.
EÖ: Albumden biraz bahseder misin?

Bu albüm içinde söz ve müzikleri bana ait olan birbirinden farklı tarzda 3 rock parçası var. Ne mutlu ki bana Türkiye’nin en iyi stüdyolarında ve harika müzisyenlerle çalıştım. Alen Konakoğlu, Ozan Erkan gibi isimler albümümde benimle oldular. Yayınlandıktan sonra İlk iTunes'un Dünya en popüler parçalar listesinde yaklaşık 8 hafta üst sıralarda kalarak büyük bir başarı kazandı. Aynı zamanda Sahazam gibi dev bir müzik portalinin official artist’i de oldum. Bu gibi şeyler hem gurur hem de şevk verici oluyor benim için.
EÖ: Peki klip?
OM: Zaman isimli parçama klibi de kendim çektim. Yönetmenliğini ve kurgusunu kendim gerçekleştirdim. Zorlu ama bir o kadar da keyifli bir çalışmaydı. Takip ettiğim kadarıyla rengi, tarzı ve akışı oldukça farklı ve beğenilen bir klip oldu. https://youtu.be/poWQ8jngSec
EÖ: Amerika seçimi nasıl gerçekleşti?
OM: Çocukluğumuzdan beri dinlediğimiz, şarkılarını çaldığımız müzisyenlerin büyük çoğunluğu bu topraklarda doğmuş büyümüş ve müzik yapmış. Ben de müzik hayatıma Türkiye’de bulamadığım yeni müzikal değerler katmak ve sonrasında da çok farklı işler ortaya koymak istiyorum. Bu farklılığı ancak blues’un rock’ın kaynaklarına inerek ulaşabileceğimi düşündüm. Amerika bu kaynağın kendisi. Burada bol bol müzikle iç içe vakit geçirerek bahsettiğim gelişimi devam ettiriyorum.
EÖ: Amerika’ya gelmeniz gerçekten çok iyi işler çıkaracağınızın habercisi gibi. Neler bekliyor bizi? Neler yapıyorsunuz?
OM: Öncelikle yeni bir klip için çalışmalarımı sürdürüyorum. Bir yandan da sonraki albüm için beste çalışmalarıma devam ediyorum. Bol bol müzik dinliyorum. Amerika’nın rock müzik dünyasını takip ediyorum. Konserlere katılıyorum. Amerikalı müzisyenlerle tanışıyorum.
EÖ: Eminiz ki çok farklı yaraticiliklar gelecek sizden. Türkiye’de yapılan rock müzik Amerikan rock müziğinden farklı mı? Bu konuda neler düşünüyorsunuz?
OM: Aslında Türk ve Amerikan Rock dünyası arasında bir köprü kurmayı hedefliyorum. Burada yapılan müzik gerçekten çok farklı. Ses (sound), enstrüman kullanımı, sözler ve duruş bizdekinden çok farklı. Kültürel farklılıklardan ileri geliyor tabi ama temelinde rock müzik ortak paydamız. Ben de bestelerimde yeni dönem rock anlayışına Türk dokunuşları katmayı ve bu sayede bir fark yaratmayı arzu ediyorum. Bu sayede burada da listelere girebilecek, insanların keyifle dinleyeceği şarkılar meydana gelsin.
EÖ: Heyecanla yeni şarkılarınızı bekliyoruz. Bize zaman ayırdığınız için çok teşekkür ederiz.













Thursday, July 26, 2018

Kanada Nurgül Erbil'den Sorulur

Sizlere Kanada’da uzun yıllardır hayatına devam eden ve eğitim ve emlak danışmanlığı yapan sevgili Nurgül Erbil’i tanıştırmak istiyoruz. Nurgül Erbil İstanbul doğumlu. Boğaziçi Üniversitesi İşletme Fakültesi mezunu olarak önce Türkiye'de Lintaş Reklam Ajansı, Şişe Cam, Philip Morris, sonra da ABD ve Kanada'da Ruder Finn, BİÇ ve Fellowes gibi ço kuluslu şirketlerde pazarlama alanında konusunda görevler üstendi. Esra Öziskender'in Haberi



New York'ta Kamu Yönetimi üzerine yüksek lisans eğitimini tamamladıktan sonra 2002 yılında Toronto'ya göçmen olarak yerleşti. İş aramaktan konut kiralamaya, yeni bir çevreye uyum sağlamaktan kişisel bilgi birikimini zenginleştirmeye kadar istisnasız her göçmenin yaşadığı ve öğrenmeye gereksinim duyduğu tüm konularda ilginç deneyimlerden sonra, kendisi gibi yeni göçmenlerin ve öğrencilerin hayatını kolaylaştırmak amacıyla Eğitim ve Emlak Danışmanlığına yöneldi.
“Hayat Boyu Eğitim” felsefesinin temsicisi olarak, Kanada Göçmenlik Danışmanlarının Denetleyici Konseyinin de üyesi olan Nurgül Erbil, tek durakta üç çözüm ilkesiyle hizmet vermeye devam ediyor.
Bize biraz kendinizden bahseder misiniz?
Sanıyorum beni hayat boyu eğitime gönül vermiş birisi olarak tanıyabilirsiniz her şeyin başında. Benim için en önemli başlangıç sanıyorum çok keyif alarak okuduğum Kadıköy Maarif Koleji yıllarıdır. Ondan sonra Boğaziçi Üniversitesi’nde işletme fakültesinden mezun oldum. Daha mezun olmadan şanslı bir öğrenci olarak okul yıllığını çıkartırken bir reklam ajansında iş buldum ve ondan sonra da hem reklam ajansı ve peşinden de büyük bir sigara şirketinde üst düzey yöneticiliğe kadar giden bir kurumsal yaşantım oldu.
Kanada’ya yerleşmeye nasıl karar verdiniz?
Kuzey Amerika’ya gelmeme karar verdiren en önemli olay ise 99 depremidir. Büyük olaylar çok dramatik kararlar aldırtabiliyor insana. Bu depremin tam ortasında olmamama rağmen yaşanan sıkıntılar ve üzüntüler bana bir değişiklik yapma ihtiyacı hissettirmişti ve ben bunun en önemli çaresinin eğitim olduğuna karar vererek, New York’ta yüksek lisans yapmak üzere harekete geçtim. Bir yandan da Kanada’ya göçmen olarak gelmeye karar verdim ve işlemleri de başlattım. 2001 yılında New York’ta masterıma başladım, 2002’nin sonunda da göçmenlik işlemlerim bitmiş olarak Toronto’ya geldim. Burada da kurumsal yaşantı ile bir müddet devam ettikten sonra kendi işimi yapmaya karar vererek emlak danışmanlığının eğitimlerini almaya başladım. Burada organize emlak dünyasında çalışabilmek ve bir ofise bağlı olabilmek için sertifikanızı almış olmanız ve gerekli üyeliklere hak kazanmış olmanız gerekiyor. Kanada’da emlak danışmanlığı, inşaat sektörünün de, finans dünyasının da yani özetle ekonominin önemli bir parçası.
Ama sadece emlak danışmanlığı ile yetinmediniz, neden?
Emlak işleriyle uğraşırken son yıllarda aldığım sorular beni ister istemez eğitim dünyasının içine çekti. Gittikçe artan bir şekilde biz okul için gelmek istiyoruz diyen genç yetişkin profesyoneller, mesleğimde ilerlemem lazım ama dilim yeterli değil diyen yeni mezunlar, benim yaşım çok ileri artık benim için yurtdışına yerleşmek olmasa da çocuklarımın lise eğitimi acaba mümkün olabilir mi diye soran Türk anne babalar beni bu konuda uzmanlaşmaya ve çok genel bilgiler vermenin ötesinde bilgilenmeye ve kendimi geliştirmeye yöneltti.
Sadece devlet liseleri için değil son derece iyi bir sistemde eğitim almak için çocuklarını özel kolejlere getirmek veya yollamak isteyen aileler için Toronto’daki belli başlı belki 20- 25 özel okulu ziyaret ederek hepsini tanıdım, yöneticileriyle tanıştım ve bu okulları gezdim. Ben dünyanın başka hiçbir yerinde değil sadece Kanada’ya özellikle Toronto ve civarına eğitim için gelmek isteyen kişi veya ailelerle ilgileniyorum. Bu yüzden top yekün bu tecrübeden mutlu olarak dönmeleri beni çok ilgilendiriyor. Herhangi bir ülkede herhangi bir okulu tanıtmak ve pazarlamak değil benim amacım, bu yüzden de özellikle lise çağında gelecek olan çocuklar için her aileye her çocuğa sadece bütçe olarak değil aynı zamanda kişiliğine, uzun vadeli hedeflerine seçmek istediği mesleğe, ne tempoda nasıl bir öğrenci olmak istediğinden ilgili kararına bağlı. Her aileye veya kişiye her öğrencinin en çok uyacak okulları bulup onları tavsiye etmek istedim. Yoksa tabii ki acentaları daha yakın davranan ve onları ödüllendiren okullar yok değil ama ailenin hedeflerinde çocukların gelecekleri nde eğer özellikle üzerinde durmak istedikleri konular varsa bunu okullarla acentalar arasındaki ilişki değil, danışman ile aile arasındaki belirlemeli. Bu noktada benim sorumluluğum ailelere karşı oluyor. Okul ve yaşanacak yerler özellikle lise çağında birbirine uyumlu ve yakın olması gerektiği için zaten emlak işinin bir parçasıydı kaçınılmaz olarak birbirlerini tamamlar oldular.
Eğitimden sonra Kayıtlı ve Denetlenir Göçmenlik Danışmanlığı da üçüncü dalınız, değil mi?
Evet. Yine geçtiğimiz günlerde ve özellikle son birkaç yıl eğitim ile göçmenlik Kanada’yı daha da ön plana getirmeye başladı. Ve ben hayat boyu eğitim mantığıyla yola çıkmış birisi olarak kayıtlı ve denetlenebilir vize danışmanı veya göçmenlik danışmanı olmak üzere, geçtiğimiz yılı eğitim alarak geçirdim. Ancak Kanada vatandaşı iseniz veya daimi oturma müsadeniz varsa böyle bir eğitimin okula gidebiliyorsunuz. Yani açıkçası vize işinizi biz yapıyoruz diyen bir çok kişi veya şirketin içersinde Kanada Vatandaşı veya oturma müsadesi olan birisi yoksa açıkçası vize işini sadece yardımcı olmak amaçlı olarak yapabilirler. Kanada devleti bu eğitimi almamış ve göçmenlik danışmanlığı konseyine üyeliğe kabul edilmemiş kişilerin para karşılığında göçmenlik danışmanlığı ve vize hizmeti vermesini yasaklar. Ama tabii ki dünyanın bir çok yerinde kendi konusuyla ilgili belli başlı formları doldurmayı öğrenerek eğitimi sattığı kişileri vize hizmeti veren bir çok kuruluş var. Ben bir Kanadalı olarak bu şekilde davranamıyorum.
Hepsini tek başına yapmak zor olmuyor mu?
Sonuçta emlak ile başlayan yolculuk eğitim ve şimdi de göçmenlik danışmanlığı ile devam etti ve ben buna tek durakta, üç çözüm diyorum ve gelecek ailenin, kişinin tüm ihtiyaçlarını bir proje yönetimi mantığıyla ele alıyorum. Hiç kimse her şeyi tek başına yapamaz; tabii ki ekip arkadaşlarım var ve onların uzmanlıklarına göre ya birlikte çalışıyoruz veya sürekli fikir alışverişi içinde birbirimze destek oluyoruz. Ama bir tek kişi ile sürekli görüşmek, hem zaman kaybını önlüyor hem de sadece bir okula gitmek değil uzun dönemli hedeflerine cevap verecek şekilde büyük resme ve daha kapsamlı bir yol haritasına doğru hizmet verilmiş oluyor.
Kanada’da göçmen olmanın zorlukları nelerdir?
İşe çok yüzeysel ve ilk başta hep biraz da şaka halinde söylenen şey iklimi .... ama bence bu konu çok abartılıyor. Bence insan vücudu zaman içersinde her şeyi alıştığı için iklim ilk başta zor olsa da zaman içersinde kesinlikle anlaşılmayacak bir şey değil. İstanbul’da yaşarken üç günü kar yağdığında perişan olduğumuz halde, bırakın üç gün 3 saatte şehir allak bullak olduğu halde Kanada’da hayat bütün hızıyla ve keyfiyle devam ediyor.
En azından Toronto ve civar için böyle söyleyebilirim. Pasifik okyanusunda Vancouver şehrinde yaşarsanız daha İstanbul iklimi gibidir ama sürekli yağmur olduğu için hava biraz daha gri ve kapalı olur buna karşılık yemyeşil nefis bir şehirdir. İklim kısmını bence insanlar çok dert etmemeli. Bizim de yurdumuzun çok soğuk sehirleri ve bu soğuk sehirlerde çok sıkıntı çekerek yaşayan insanlarımız var.
Peki iklimden daha önemli zorluk nedir öyleyse?
Kanada’da göçmen olmanın bence en zor tarafı ilk baştaki kültür adaptasyonu ve dili yeterli konuşamamaktan kaynaklanan geçiş dönemi. Ülkenin ana dili İngilizce olduğu için gerek iş ararken gerek hayata karışırken dil ve İngilizce ciddi bir konu. Buna daha gelmeden başlayarak ve geldikten sonrada çok önem vererek devam etmezseniz mesleğinizde olmanız gereken yeri ya gelemiyorsunuz yada geç geliyorsunuz. Bir başka konuda kanada tecrübeniz var mı sorusu, bu soru bir tüm göçmenlerin ilk defa iş ararken karşılaştıkları ve oldukça gerginlik yaratabilen bir konu.. Bunu aşabilmenin de bence en önemli kısmı yine İngilizce diline çok hakim olmaktan geçiyor. Aslında bir çok işveren senin İngilizcen yeterli değil diyemediği için, Kanada tecrübesini bir şemsiye soru olarak önümüze getiriyor ama kendinize iyi ifade edebildiğinizi anladığı ,gördüğü ve duyduğu zaman hızlı yol alabileceğinizi debildiği için sizi daha kolay şans verebiliyor
Böyle bir yolculuğa hazırlanan öğrenci veya ailelere ne önerirsiniz?
Çok açık ve geniş görüşle, farklı olacak bir çok şeye ruhen ve manen hazır olmalıliar. Göçmenlik kolay diyenlere inanmasınlar. Eninde sonunda işler yoluna girse de, başta zor bir dönem olacağı kesin. Para isteyerek, Kanada’da iş bulma vaadinde bulunan dolandırıcılara inamasınlar. Cesur ve girişken olup, özgüven sahibi olmak gerekir.
Okurlarımız size nasıl ulaşabilirler?
Önce beni değişik web sitelerimden tanımalarını öneririm. Egitim hizmetleriyle ilgili olan sitem www.pathwayCAN.com Turkce bir sitedir. Gocmenlik ile ilgili olarak ise www.immplusCANADA.com sayfasina goz atabilirler.
Bana ulasmanin en kolay yolu ise erbil416@gmail.com adresime email yollamak veya whatsApp’dan +1 416 939 8571 numarasini aramak!
New York'ta Kamu Yönetimi üzerine yüksek lisans eğitimini tamamladıktan sonra 2002 yılında Toronto'ya göçmen olarak yerleşti. İş aramaktan konut kiralamaya, yeni bir çevreye uyum sağlamaktan kişisel bilgi birikimini zenginleştirmeye kadar istisnasız her göçmenin yaşadığı ve öğrenmeye gereksinim duyduğu tüm konularda ilginç deneyimlerden sonra, kendisi gibi yeni göçmenlerin ve öğrencilerin hayatını kolaylaştırmak amacıyla Eğitim ve Emlak Danışmanlığına yöneldi.
“Hayat Boyu Eğitim” felsefesinin temsicisi olarak, Kanada Göçmenlik Danışmanlarının Denetleyici Konseyinin de üyesi olan Nurgül Erbil, tek durakta üç çözüm ilkesiyle hizmet vermeye devam ediyor.
Bize biraz kendinizden bahseder misiniz?
Sanıyorum beni hayat boyu eğitime gönül vermiş birisi olarak tanıyabilirsiniz her şeyin başında. Benim için en önemli başlangıç sanıyorum çok keyif alarak okuduğum Kadıköy Maarif Koleji yıllarıdır. Ondan sonra Boğaziçi Üniversitesi’nde işletme fakültesinden mezun oldum. Daha mezun olmadan şanslı bir öğrenci olarak okul yıllığını çıkartırken bir reklam ajansında iş buldum ve ondan sonra da hem reklam ajansı ve peşinden de büyük bir sigara şirketinde üst düzey yöneticiliğe kadar giden bir kurumsal yaşantım oldu.
Kanada’ya yerleşmeye nasıl karar verdiniz?
Kuzey Amerika’ya gelmeme karar verdiren en önemli olay ise 99 depremidir. Büyük olaylar çok dramatik kararlar aldırtabiliyor insana. Bu depremin tam ortasında olmamama rağmen yaşanan sıkıntılar ve üzüntüler bana bir değişiklik yapma ihtiyacı hissettirmişti ve ben bunun en önemli çaresinin eğitim olduğuna karar vererek, New York’ta yüksek lisans yapmak üzere harekete geçtim. Bir yandan da Kanada’ya göçmen olarak gelmeye karar verdim ve işlemleri de başlattım. 2001 yılında New York’ta masterıma başladım, 2002’nin sonunda da göçmenlik işlemlerim bitmiş olarak Toronto’ya geldim. Burada da kurumsal yaşantı ile bir müddet devam ettikten sonra kendi işimi yapmaya karar vererek emlak danışmanlığının eğitimlerini almaya başladım. Burada organize emlak dünyasında çalışabilmek ve bir ofise bağlı olabilmek için sertifikanızı almış olmanız ve gerekli üyeliklere hak kazanmış olmanız gerekiyor. Kanada’da emlak danışmanlığı, inşaat sektörünün de, finans dünyasının da yani özetle ekonominin önemli bir parçası.
Ama sadece emlak danışmanlığı ile yetinmediniz, neden?
Emlak işleriyle uğraşırken son yıllarda aldığım sorular beni ister istemez eğitim dünyasının içine çekti. Gittikçe artan bir şekilde biz okul için gelmek istiyoruz diyen genç yetişkin profesyoneller, mesleğimde ilerlemem lazım ama dilim yeterli değil diyen yeni mezunlar, benim yaşım çok ileri artık benim için yurtdışına yerleşmek olmasa da çocuklarımın lise eğitimi acaba mümkün olabilir mi diye soran Türk anne babalar beni bu konuda uzmanlaşmaya ve çok genel bilgiler vermenin ötesinde bilgilenmeye ve kendimi geliştirmeye yöneltti.
Sadece devlet liseleri için değil son derece iyi bir sistemde eğitim almak için çocuklarını özel kolejlere getirmek veya yollamak isteyen aileler için Toronto’daki belli başlı belki 20- 25 özel okulu ziyaret ederek hepsini tanıdım, yöneticileriyle tanıştım ve bu okulları gezdim. Ben dünyanın başka hiçbir yerinde değil sadece Kanada’ya özellikle Toronto ve civarına eğitim için gelmek isteyen kişi veya ailelerle ilgileniyorum. Bu yüzden top yekün bu tecrübeden mutlu olarak dönmeleri beni çok ilgilendiriyor. Herhangi bir ülkede herhangi bir okulu tanıtmak ve pazarlamak değil benim amacım, bu yüzden de özellikle lise çağında gelecek olan çocuklar için her aileye her çocuğa sadece bütçe olarak değil aynı zamanda kişiliğine, uzun vadeli hedeflerine seçmek istediği mesleğe, ne tempoda nasıl bir öğrenci olmak istediğinden ilgili kararına bağlı. Her aileye veya kişiye her öğrencinin en çok uyacak okulları bulup onları tavsiye etmek istedim. Yoksa tabii ki acentaları daha yakın davranan ve onları ödüllendiren okullar yok değil ama ailenin hedeflerinde çocukların gelecekleri nde eğer özellikle üzerinde durmak istedikleri konular varsa bunu okullarla acentalar arasındaki ilişki değil, danışman ile aile arasındaki belirlemeli. Bu noktada benim sorumluluğum ailelere karşı oluyor. Okul ve yaşanacak yerler özellikle lise çağında birbirine uyumlu ve yakın olması gerektiği için zaten emlak işinin bir parçasıydı kaçınılmaz olarak birbirlerini tamamlar oldular.
Eğitimden sonra Kayıtlı ve Denetlenir Göçmenlik Danışmanlığı da üçüncü dalınız, değil mi?
Evet. Yine geçtiğimiz günlerde ve özellikle son birkaç yıl eğitim ile göçmenlik Kanada’yı daha da ön plana getirmeye başladı. Ve ben hayat boyu eğitim mantığıyla yola çıkmış birisi olarak kayıtlı ve denetlenebilir vize danışmanı veya göçmenlik danışmanı olmak üzere, geçtiğimiz yılı eğitim alarak geçirdim. Ancak Kanada vatandaşı iseniz veya daimi oturma müsadeniz varsa böyle bir eğitimin okula gidebiliyorsunuz. Yani açıkçası vize işinizi biz yapıyoruz diyen bir çok kişi veya şirketin içersinde Kanada Vatandaşı veya oturma müsadesi olan birisi yoksa açıkçası vize işini sadece yardımcı olmak amaçlı olarak yapabilirler. Kanada devleti bu eğitimi almamış ve göçmenlik danışmanlığı konseyine üyeliğe kabul edilmemiş kişilerin para karşılığında göçmenlik danışmanlığı ve vize hizmeti vermesini yasaklar. Ama tabii ki dünyanın bir çok yerinde kendi konusuyla ilgili belli başlı formları doldurmayı öğrenerek eğitimi sattığı kişileri vize hizmeti veren bir çok kuruluş var. Ben bir Kanadalı olarak bu şekilde davranamıyorum.
Hepsini tek başına yapmak zor olmuyor mu?
Sonuçta emlak ile başlayan yolculuk eğitim ve şimdi de göçmenlik danışmanlığı ile devam etti ve ben buna tek durakta, üç çözüm diyorum ve gelecek ailenin, kişinin tüm ihtiyaçlarını bir proje yönetimi mantığıyla ele alıyorum. Hiç kimse her şeyi tek başına yapamaz; tabii ki ekip arkadaşlarım var ve onların uzmanlıklarına göre ya birlikte çalışıyoruz veya sürekli fikir alışverişi içinde birbirimze destek oluyoruz. Ama bir tek kişi ile sürekli görüşmek, hem zaman kaybını önlüyor hem de sadece bir okula gitmek değil uzun dönemli hedeflerine cevap verecek şekilde büyük resme ve daha kapsamlı bir yol haritasına doğru hizmet verilmiş oluyor.
Kanada’da göçmen olmanın zorlukları nelerdir?
İşe çok yüzeysel ve ilk başta hep biraz da şaka halinde söylenen şey iklimi .... ama bence bu konu çok abartılıyor. Bence insan vücudu zaman içersinde her şeyi alıştığı için iklim ilk başta zor olsa da zaman içersinde kesinlikle anlaşılmayacak bir şey değil. İstanbul’da yaşarken üç günü kar yağdığında perişan olduğumuz halde, bırakın üç gün 3 saatte şehir allak bullak olduğu halde Kanada’da hayat bütün hızıyla ve keyfiyle devam ediyor.
En azından Toronto ve civar için böyle söyleyebilirim. Pasifik okyanusunda Vancouver şehrinde yaşarsanız daha İstanbul iklimi gibidir ama sürekli yağmur olduğu için hava biraz daha gri ve kapalı olur buna karşılık yemyeşil nefis bir şehirdir. İklim kısmını bence insanlar çok dert etmemeli. Bizim de yurdumuzun çok soğuk sehirleri ve bu soğuk sehirlerde çok sıkıntı çekerek yaşayan insanlarımız var.
Peki iklimden daha önemli zorluk nedir öyleyse?
Kanada’da göçmen olmanın bence en zor tarafı ilk baştaki kültür adaptasyonu ve dili yeterli konuşamamaktan kaynaklanan geçiş dönemi. Ülkenin ana dili İngilizce olduğu için gerek iş ararken gerek hayata karışırken dil ve İngilizce ciddi bir konu. Buna daha gelmeden başlayarak ve geldikten sonrada çok önem vererek devam etmezseniz mesleğinizde olmanız gereken yeri ya gelemiyorsunuz yada geç geliyorsunuz. Bir başka konuda kanada tecrübeniz var mı sorusu, bu soru bir tüm göçmenlerin ilk defa iş ararken karşılaştıkları ve oldukça gerginlik yaratabilen bir konu.. Bunu aşabilmenin de bence en önemli kısmı yine İngilizce diline çok hakim olmaktan geçiyor. Aslında bir çok işveren senin İngilizcen yeterli değil diyemediği için, Kanada tecrübesini bir şemsiye soru olarak önümüze getiriyor ama kendinize iyi ifade edebildiğinizi anladığı ,gördüğü ve duyduğu zaman hızlı yol alabileceğinizi debildiği için sizi daha kolay şans verebiliyor
Böyle bir yolculuğa hazırlanan öğrenci veya ailelere ne önerirsiniz?
Çok açık ve geniş görüşle, farklı olacak bir çok şeye ruhen ve manen hazır olmalıliar. Göçmenlik kolay diyenlere inanmasınlar. Eninde sonunda işler yoluna girse de, başta zor bir dönem olacağı kesin. Para isteyerek, Kanada’da iş bulma vaadinde bulunan dolandırıcılara inamasınlar. Cesur ve girişken olup, özgüven sahibi olmak gerekir.
Okurlarımız size nasıl ulaşabilirler?
Önce beni değişik web sitelerimden tanımalarını öneririm. Egitim hizmetleriyle ilgili olan sitem www.pathwayCAN.com Turkce bir sitedir. Gocmenlik ile ilgili olarak ise www.immplusCANADA.com sayfasina goz atabilirler.
Bana ulasmanin en kolay yolu ise erbil416@gmail.com adresime email yollamak veya whatsApp’dan +1 416 939 8571 numarasini aramak!






New York Sokaklarında Gezici Terör Protestosu

Amerika Birleşik Devletleri'nin New York kenti Birleşmiş Milletler Genel Kurul toplantısı nedeniyle çok kalabalıktı. Geçtiğimiz hafta Türk düşmanlarının Türkiye aleyhine yaptığı gezici propagandanın ardından Türk Toplum temsilcileri harekete geçti. Hafta içi özellikle Manhattan'da gezen gezici reklam panolarında Terör örgütleri Fetö, PKK ve DAEŞ'e yönelik görünürlülük faaliyetinde bulunurken, Erdoğan sevgisi dikkat çekti.



Amerika Birleşik Devletleri'nin New York kenti Birleşmiş Milletler Genel Kurul toplantısı nedeniyle çok kalabalıktı. Geçtiğimiz hafta Türk düşmanlarının Türkiye aleyhine yaptığı gezici propagandanın ardından Türk Toplum temsilcileri harekete geçti. Hafta içi özellikle Manhattan'da gezen gezici reklam panolarında Terör örgütleri Fetö, PKK ve DAEŞ'e yönelik görünürlülük faaliyetinde bulunurken, Erdoğan sevgisi dikkat çekti.

Video ve resimler: Esra Öziskender




Fenomen Esra Öziskender Mangal Kebap'ta

Amerika Birleşik Devletleri'nin New York kentinde yaşayan ve Sosyal Medya'da yaptığı canlı yayınlarıyla fenomen haline gelen HRLink Consulting Firmasından Esra Öziskender bu kez Mangal Kebap'ta yemekleri tanıttı. Öziskender'in Canlı yayında sempatik tavırları izleyici tarafından tam not alıyor



4620 Queens Blvd, Sunnyside, NY 11104.Mangal Kebap'ta arkadaşları ile birlikte toplanan Esra Öziskender Mangal Kebabın tanıtımını kendine has üslubu ile yaptı. Arkadaşları ile birlikte toplanan Esra Öziskender yemek öncesi Mangal Kebap ile ilgili bilgileri verdi.

Sempatik tavırları ile dikkat çeken Öziskender bir çok noktadan yaptığı canlı yayınlarla New York'un Evliya Çelebisi. Sanki izleyici ile birlikte geziyor gibi anlatan Esra Öziskender aslında firmalar için eleman buluyor. Esra Öziskender'e HRLink Consulting - We find you employees and jobs. Eleman bulma, is arama, resume (CV) yazma, yatirimci vizesi, kargo, emlak, konaklama, tercume, muhasebe, web sitesi, pazarlama vb tum ihtiyaclariniz icin bize ulasin: 646-660-0031 (What's App). Facebook: https://m.facebook.com/HRLinkConsultingInc/ Email: hrlinkjobs1@gmail.com adresinden ulaşabilirsiniz.

Temi Hason Kimdir?

8 yıldır ABD’de yaşayan Temi Hason, Spring’s Awakening isimli Broadway müzikalinin tek Türk oyuncusu.




ABD’de 8 yıldır yaşayan Temi Hason, Spring’s Awakening isimli Broadway müzikalinin tek Türk oyuncusu. Çello ve müzikal aşığı genç sanatçı ile New York Fenomeni Esra Öziskender röportaj yaptı.

Brodway’de sahnelenen gençliğin sorunlarını anlatan Spring’s Awakening müzikalinin Türk oyuncusu 29 yaşındaki Temi Hason, müziğe lisede konservatuar okuyarak başladı.

Konservatuardaki ilk yılından itibaren çello dersleri alan Hason liseden sonra Marmara Üniversitesi Müzik Öğretmenliği Bölümü’ne girdi. Üniversite eğitimini tamamladıktan sonra New York Film Academy’ye girdi.

Spring’s Awakening’de rol kapmak için çok çalıştığını söyleyen Hason “Ana kahramanın kardeşi rolünü, sanırım bana ve oyunculuğuma uygun olduğunu düşündüler. Ancak onları o şekilde düşündürtmek için gösterdiğim çabayı da unutmamak gerekir” diyor.

Önümüzdeki yıl Hason’u bir konser piyanistinin hayatındaki zorlukları konu alacak olan bir filmde başrol oyuncusu olarak izleyeceğiz.

Türkler'den, Zarrab Davasına Yoğun İlgi

Amerika Birleşik Devletleri'nde hafta başı başlayan Reza Zarrab davasının adı Halkbank Mehmet Hakan Atilla davası olarak değişirken, 20'ye yakın Türk mahkemeyi her gün takip ediyor. Bu mahkemenin başlangıcından beri takip eden CHP'li Zeynep Erkan olmak üzere, Birol Kağıtçıoğlu, Esra Öziskender'de davayı takip edenler arasında yer alıyor.



Reza Zarrab Amerika Birleşik Devletleri'nin New York kentinde tanık olarak ifade veren Reza Zarrab'ın davasını Türk ve Amerikalı gazetecilerin yanısıra Amerika'da yaşayan Türkler'de takip ediyor.

Dava aralarında başta Facebook olmak üzere, Youtube ve Periscope'den canlı yayın yapan Türkler davayı an be an anlatıyorlar. Zeyno Erkan olarak Facebook'tan yayın yapan CHP'li Zeynep Erkan yaklaşık 1 yıldır davanın ilk gününden beri canlı yayın yapıyordu. Hemen hemen tüm davalara giren ve o duruşmalarla ilgili bilgiler veren Erkan Reza Zarrab'ın tanık olduğunu duyuran ilk isimdi.

Bu hafta asıl duruşmalar başlayıp Reza Zarrab ve Mehmet Hakan Atilla'nın duruşmaya getirilmesiyle, Türk gazeteciler salona girmek için adeta birbiriyle yarıştı. 2 odada takip edilen duruşma ile ilgili bilgiler veren ABDPOST.COM'un keşfettiği internet fenomeni Esra Öziskender davayı takip ederek davayı böyle özetledi.

Fenomen Esra Victoria Secret Müzesinde

Geçtiğimiz aylarda açılan New York'ta Victoria Secret mağazasında açılan Müze yoğun ilgi görüyor. New York'un internet fenomeni Esra Öziskender ABDPOST.COM için o müzeyi gezdi ve görüntüledi.


Müze, NYC'nin 5. Caddesindeki markanın ana mağazasının bir parçası olarak kuruldu. Geçmişten gelen Victoria Secret meleklerinin giydiği giysiler ve iç çamaşırların sergilendiği müzede bazı elbiseleri deneyebiliyorsunuz.

3 milyon dolarlık Fantasy Bra ve Gigi Hadid'in giydiği esaretten ışık alma dahil olmak üzere 2016 Paris moda şovundaki favori parçalarından bazıları bu müzede sergileniyor.

Esra Öziskender bu müzeyi sizin için görüntüledi.

New York'taysanız ve sergiyi yakalamak istiyorsanız, 640 5th Avenue, New York, New York 10019'da bulacaksınız.